Ana Sayfa

“Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler, avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir… Bizim bu dostumuz idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak, yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür… İnanç bir köprüdür… Tarih bir köprüdür… Köklerimize inmeli ve olayların bölündüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların (Dış Türklerin) bize yakınlaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yakınlaşmamız gerekli…”

Mustafa Kemal Atatürk

Ulu önder Atatürk'ün 1933 yılında Türk Dünyası hakkındaki öngörüsü bugün gerçekleşmiş durumdadır. Orta Asya'dan Balkanlara uzanan geniş bir coğrafyaya yayılmış olan Türk boyları arasında, Türkiye Cumhuriyeti söz konusu sahanın temel birleştirici unsurudur.

Günümüzde oldukça geniş bir coğrafi alanda yerleşmiş olan Türkler, farklı dinlere, farklı yönetim biçimlerine, farklı coğrafi şartlara sahip olsalar da, Türk kültürünün esas olan iç dinamiklerini korumasını bilmişlerdir. Sahip oldukları farklı coğrafi şartlar ve tabi oldukları farklı dinler olsa da, Türk kültürünün birleştirici, bütünleştirici özelliklerini tespit edememek, bunu görmezden gelmek mümkün değildir. Türk kültürü değişen, değiştikçe gelişen ve genişleyen bir yapıdadır. Öz varlığından çeşitlenen, kimi zaman farklılaşan yanlarına rağmen Türk kültürünün ortak yaratımlarını günümüzde tespit etmek oldukça kolaydır. Bu nedenle Türk kültürünün çeşitli Türk toplulukları arasında devam eden esaslarının belirlenmesi, çeşitlenmelerle yaşatılan ürünlerin tespit edilmesi, farklılaşmaların hangi noktalarda ve hangi sebeplerle oluştuğu sorularının üzerinde durulması, bu kültürün tanımlanabilmesi ve tarihsel sürecin ayrıntılarıyla betimlenebilmesine yardımcı olacaktır. Geçmişte aynı kültürel dinamiklere sahip olan Türk boylarının farklı coğrafyalarda ve farklı siyasi-sosyal şartlar altında, günümüzde yaşatılan kültürel değerlerinin tespit edilmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu düşünceden hareketle ilkini 2006 yılında İzmir-Çeşme/Ilıca'da "I. Uluslararası Türk Dünyası Kültür Kurultayı" adıyla düzenlemiş olduğumuz bilimsel toplantının devamı niteliğinde 19-25 Nisan 2010 tarihleri arasında İZMİR-Çeşme Altınyunus Turistik Tesislerinde "II. Türk Dünyası Uluslararası Kültür Kongresi" düzenlenecektir.